Alın Teri Pazarlık Konusu Değildir
Bu ülkede emek her zaman vardı…Ama emeğin değeri, çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldı. Çalışan var, üreten var, gece gündüz didinen var… Ama iş hakkını aramaya gelince ortalık bir anda sessizleşiyor. İşte tam bu noktada sendikalar devreye girmeli.
Cengiz Han Göksu
Köşe Yazarı
Bu ülkede emek her zaman vardı…
Ama emeğin değeri, çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldı. Çalışan var, üreten var, gece gündüz didinen var… Ama iş hakkını aramaya gelince ortalık bir anda sessizleşiyor. İşte tam bu noktada sendikalar devreye girmeli. Çünkü sendika dediğin, sadece aidat toplayan bir yapı değil; emeğin onurunu koruyan bir kalkandır.
Bugün Türkiye’de sendikalı olmak hâlâ birçok iş yerinde “risk” olarak görülüyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir. İnsanlar işini kaybetme korkusuyla hakkını arayamıyorsa, bu sadece bireysel bir korku değil, sistemsel bir eksikliktir. Çünkü hak, korkuyla değil; örgütlü duruşla korunur.
Sendika dediğin sadece maaş pazarlığı yapan bir masa değildir. Sendika; işçinin sesi, emeğin güvencesi, adaletin sahadaki temsilcisidir. Ama ne yazık ki bazı yerlerde sendikalar da asli görevinden uzaklaşmış durumda. İşçiden kopuk, sahadan habersiz, koltuğunu koruma derdine düşmüş yapılar, emeğin yükünü taşıyamaz. Emekçinin yanında durmayan sendika, tabeladan ibarettir.
Öte yandan işveren cephesine de bakmak gerekir. Güçlü bir sendika, aslında işveren için de tehdit değil; denge unsurudur. Çünkü adil bir çalışma ortamı, uzun vadede üretimi de verimi de artırır. Baskıyla çalışan işçi üretir ama gönülsüz üretir. Gönülsüz üretim ise sürdürülebilir değildir.
Bir de şu gerçek var: Türkiye’de emekçi artık sadece ücret değil, saygı da istiyor. İnsanca çalışma şartları, adil mesai düzeni, güvenli ortam… Bunlar lüks değil, temel haktır. Ama hâlâ fazla mesaiye mecbur bırakılan, mobbinge uğrayan, hak aradığı için kapının önüne konan insanlar var.
Sendikal mücadele işte tam burada anlam kazanır. Çünkü tek başına bir işçi kolay susturulur; ama örgütlü bir emek kitlesi susturulamaz. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Hak verilmez, alınır. Ama bu “almak”, yakıp yıkmak değil; bilinçle, birlikle, kararlılıkla mücadele etmektir.
Son söz şu olsun:
Emeğin olmadığı yerde üretim olmaz,
örgütlü emeğin olmadığı yerde adalet olmaz.
Ve unutmayalım…
Alın teri, pazarlık konusu değil; bir insanın namusudur.
Bu Haberi Beğendin Mi?
0 kişiden 0 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar




