Öğretmenlik Meslek Kanunu Revize Edilmeli!
Eğitim Gücü Sen tarafından Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili gerçekleştirilen basın açıklamasında, “Öğretmenin özlük haklarından bihaber öğretmenlik meslek yasası; bizlerin ihtiyaçlarını hiçbir yönüyle karşılamamıştır.
Eğitim Gücü Sen tarafından Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili gerçekleştirilen basın açıklamasında, “Öğretmenin özlük haklarından bihaber öğretmenlik meslek yasası; bizlerin ihtiyaçlarını hiçbir yönüyle karşılamamıştır. Öyle ise öğretmenlik meslek yasası, kimin yasasıdır?” ifadeleri kullanıldı.
Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen) Kocaeli Temsilciliği bugün İzmit Kent Meydanı'nda 'Meslek Kanunu ile değersizleştiren öğretmenler geçim derdinde’ konulu basın açıklaması gerçekleştirdi. Tüm illerde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen açıklamada Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eğitim emekçilerinnin özlük hakları açısından yarattığı yıkım vurgulanarak kanunun revize edilmesi gerektiği ifade edildi.

“YENİDEN HAZIRLANMALI”
Eğitim Gücü Sen Kocaeli Temsilcisi Şeyma Soydaş tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bugün burada Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’nin çağdaş eğitime ve Milli Eğitim Bakanlığı kuruluş hedeflerine uygun hale getirilmesi, ayrıca kanuna bağlı olarak yapılacak olan Öğretmenlik Kariyer Basamakları sınavının iptal edilmesi ve maaşlarımızın yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması talebiyle, başta öğretmenlerimiz olmak üzere eğitim çalışanlarımızın sesi olmak için toplandık. Öğretmenlik Meslek Kanunu, bu haliyle öğretmeni yasal ve sosyal statüde yalnız bırakmıştır. Kanun, hükümet ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından revize edilmeli, Kariyer Basamakları Sistemi kaldırılmalı; öğretmen yetkinliği, yeterlilikleri ve etik ilkelerinin belirlenmesi için, tüm paydaşlar ve eğitim kolu sendikalarının katıldığı bir diyalog süreci geliştirilmeli, ciddi çalıştaylar sonucunda beklentilere yanıt verecek biçimde yeniden hazırlanmalıdır.
“ÖĞRETMENLER HUZURSUZ”
Öğretmenlik Meslek Kanununda, öğretmenlerin mesleki ehliyetlerinin sınırlarını belirleyecek, çalışma koşulları, atama, yer değiştirme ve emeklilik usullerini tayin edecek, meslek etiği, mobbing ve şiddet gibi konularda öğretmeni koruyacak, aynı zamanda öğrenci ve veliye dönük güvenceler sağlayacak tanımlamaların hiçbiri yoktur. Kanunun içi bomboştur. Öğretmenler huzursuzdur, mutsuzdur, kendini değersiz hissetmektedir. Öğretmenlik mesleğinin tanımlanmadığı, sınırlarının çizilmediği, öğretmenlerin itibarını sosyal ve yasal statüde zenginleştirmeyen, öğretmenin özlük haklarından bihaber öğretmenlik meslek yasası; bizlerin ihtiyaçlarını hiçbir yönüyle karşılamamıştır. Öyle ise öğretmenlik meslek yasası, kimin yasasıdır?
“ÖĞRETMEN DEĞERSİZLEŞTİRİLİYOR”
Milli Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer öğretmenlere kulaklarını tıkamıştır. Medya ve hükümete yanlış bilgiler vermekte, 614 bin öğretmenin sınav başvurusu yapmış olmasından hareketle kariyer basamakları sınavlarının öğretmenler tarafından benimsendiği algısını oluşturmaktadır. Yazılı sınav başvuru süreci dahi sağlıklı biçimde yürütülemediğinden sürekli uzatılan takvim, örnek soru yayımlayarak öğretmenin derdinin yalnızca sınav içeriği olduğu kanaati yaratılması ile beraber gerçekler Sayın Bakanın açıklamalarından çok farklıdır. Öğretmene verilen buçuklu zamlar hiçbir ihtiyacı tam anlamıyla karşılamamaktadır. 2022 Ocak ayında toplu sözleşme sonucu verilen yüzde 5 + yüzde 2,5’luk iyileştirme, 2022’nin ikinci yarısı için yapılan yüzde 7’lik zam ve sözde enflasyon farkı da mutfaktaki yangına çare olmamıştır. Artık, her gün gözlerimizi zam haberleriyle açıyoruz. Buna karşın zammın yansımadığı tek nokta alın terimizin ve emeğimizin karşılığı olan maaşımızdır.
“ENFLASYONU DERİNDEN YAŞIYORUZ”
Kira, Ulaşım ve Temel gıda giderleri gibi zorunlu ihtiyaçlar başta olmak üzere birçok kalemde yüzde 300’leri geçen fiyat artışları karşısında birçok vatandaşımız gibi Öğretmenler de temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmiş ağır bir yoksulluk kriziyle karşı karşıya kalmıştır. Çalışanların gelirleri özellikle büyükşehirlerde neredeyse bir kiraya eşdeğer durumdadır. Kira ödemeleri yapıldıktan sonra maaşlar aylık gıda ihtiyaçlarını, elektrik, su, doğalgaz, iletişim, yakıt giderlerini karşılayamaz noktaya gelmiştir. Çeşitli bağımsız kuruluşların belirlediği enflasyon oranlarının ortalamasına bile yaklaşamayan TÜİK enflasyon rakamları adeta hükümetin enflasyonla tek mücadele yöntemi haline gelmiştir. Hissedilen enflasyonun yüzde 150lere vardığı bu dönemde mutfakta, ulaşımda, giyimde, pazar yerinde enflasyonu derinden yaşıyoruz.
“ZAM ELİMİZE GEÇMEDEN ERİDİ”
Maaşlarımıza yapılan zam ve sözde enflasyon farkları daha elimize geçmeden erimiş, memur adeta enflasyona ezdirilmiştir. Bunlar yetmezmiş gibi vergi dilimi düzenlemesinin ısrarla gündeme alınmaması bizi açlık sınırına doğru sürüklemektedir. Yabancı para birimleri karşısında eriyen Türk Lirası nedeniyle ülkemiz yabancı uyruklu turistler için cennet haline gelirken, çalışanların kredi kartları limitleri dolmuş, ek hesaplarda para kalmamış, bıçak kemiğe dayanmıştır. Maaşlarımız bugünden itibaren öğretmenlerin ayrıştırılmasına ve değersizleştirilmesine sebep olan kariyer basamakları bursluluk sınavından bağımsız, insanca şartlarda yaşamaya uygun hale getirilmeli ve yoksulluk sınırı olarak belirlenen 24 bin TL’nin üzerine çıkarılmalıdır.”
Bu Haberi Beğendin Mi?
0 kişiden 0 kişi beğendiSen de yorumunu yaz!
E-posta adresin gizli kalacaktır. Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun *Haftanın Özeti
Son dakika haberleri, resimler, videolar ve özel röportajlar






























